Fikri SağlarKöşe Yazarları

Hep önce iyi insanlar ölüyor…

Hep önce iyi insanlar ölüyor…

Her an beraber olduğun konuştuğun, dertleştiğin, sırlarını verdiğin, düşüncelerini paylaştığın ya da yaptıklarını hayranlıkla seyrettiğin, dünyayı tanımaya, yaşamı güzelleştirmeye çalışan felsefesine hayran kaldığın insanlar, bir bakıyorsunuz ki uçup gitmiş…
Bilgisi, görüşü ve ülkesi için kararlı duruşu, sanki birden yok olmuş…
Mesleğine olan düşkünlüğü, toplumun çıkarlarına sahip çıkılması için verdiği mücadele, uygar bir ülkenin yurttaşı olmak adına yorulmadan çalışması, neşesi, muhalifliği, sevgisi ve dostluğuyla aramızdan ayrılmış!

*
Dün bu duyguları yaşadım.
Devlet Tiyatrosunun çok değerli sanatçısı Gönül Orbey’i toprağa verirken içimi garip hüzün ama bir o kadar da güzel yaşanmışlığın ölümle yok edilemeyeceği düşüncesi kaplamıştı…
Genç yaşlı demeden yanından hiç ayrılmayan sanatçı dostlarının alkışları arasında bu güzel, akıllı ve samimi dostu, Karşıyaka Mezarlığına değil, kalbimizin en güzel yerine yerleştirdik…
Yine iyi bir insanı dostluğuna doyamadan kaybettik…
Bu arada hastalığının başından sonuna kadar yanından ayrılmayan Mehmet Haberal’a ve sanatçı dostu Gülen Saran’a da çok teşekkür etmek gerekir.
*
Hâlâ kötülerden hiç haber yok!
Zaten kötüleri anan da yok!
*
Önceki günde bu ülkeye çok ender gelen, bilim insanı, eşi bulunmaz siyasetçi, samimi dost, arkadaş Erdal İnönü’nün 14. ölüm yıldönümüydü.
O’nu her zaman olduğu gibi “Sevgi, saygı ve özlemle” andık… Erdal Bey’i kalbimizde yaşatalı 14 yıl olmuş!
Oysa her gün hatıralarını, sözlerini, düşüncelerini ve esprilerini anıyoruz.
Sanki aramızdan hiç ayrılmamış gibi…
*
Yaşlanmak her doğan insan için malum sonuç!
Ölüm de öyle!
Ama genç yaşta yaşlananlar da, yaşarken ölenler de var bu dünyada…
Bu durumda olanların ülkemizdeki sayısı düşündüğümüzden çok fazla…
*
Genç yaşta yaşlanmış olanlar, geçmişi bilmeden adeta çölde yaşamaktalar. Yaşarken ölenler ise akıllarını kaybettikleri kadar ruhlarını da yitirmiş olarak ortalıkta salya sümük dolaşmaktalar! Bu nedenle ha varlar ha yoklar! Ama yaptıkları kötülük, ahlaksızlık ve haksızlıklar onların kim olduğunu bize gösteriyor…
*
Son 20 yıla baktığınızda yarı cahil bir anlayış, insanların en önemli değerini olan dini sömürerek ülkeyi bataklığa gömüyor. Milyonlarca insanın geleceğini bir koltuk uğruna yok etmeye devam ediyor!
Her gün söylenen yalanlardan bıkan halk, demokratik kurallarla bu anlayışın yönetiminden gitmesini istiyor… Ama beklemek sorunu çözmüyor. Korkmadan kendini ifade etmek isteyen yurttaşa önderlik yapabilecek bir siyaset olmalı!
Seçim ne zaman olacak? Sorusuna “Bir kişi istediği zaman değil halkın beklediği an olmalı” diye yanıt verilmeli! Diyebilmek için de cesur, kararlı, akıllı ve emeği koruyan bir parti gerekli!
Ülkenin tek sıkıntısı “yurtsever değil, koltuksever” bir muhalefete sahip olması
*
Yazılıp önüne konulanı okuyan diğer zamanlarda da ancak 100 kelimeyle konuşan bir yöneticiye inanabilir misiniz? Sorunları çözeceğine güvenebilir misiniz? Ya da ondan bir şey bekleyebilir misiniz? Beklerseniz, bugün düştüğümüz duruma düşersiniz! Dağarcığında hakaret, aşağılama ve yabancılaştırmak adına kullanılan kelimelerden başkasına sahip olmayan, nezaket, zarafet ve takdir için kullanılabilecek cümleleri kuramayan birileri ülkeye bir şey vermez!
*
Canıyla, alın teriyle, emeğiyle memleketimize katkı sunmuş emeklileri bir düşünün!
İşsiz gençleri, üretemeyen çiftçi, siftah yapmayan esnafı, kulluk yapan memuru düşünün, bir de onları bu hale getirenleri… Bu devran böyle gitmemeli!
*
Nitekim, kimsenin kollamadığı ama herkesin oy beklediği emeklilerin sesine kulak verdiğimizde ülkenin içler acısı gerçeği ortaya çıkıyor!
“Dün ürettik, bugün insanca yaşamak istiyoruz” başlıklı 11 dernek adına bir basın açıklaması yapan Tüm Emekliler Eşgüdüm Kurulu Dönem Sözcüsü İsmail Tutoğlu, emeklilerin sorunlarının kaynağında Sosyal Güvenlik politikalarındaki; emeği, emeklileri ve halkı dışlayan siyasi tercihlerin bulunduğuna dikkat çekiyor…
*
Tutoğlu; “Emekliler, geçmiş, günümüz ve gelecek yaşamın neredeyse tüm varlıklarını üretenlerdir. Böyle olmasına rağmen AKP uygulamalarıyla emeklilik; daha düşük emekli ve yaşlılık aylığı alan, daha geç emeklilik hakkı verilen, daha çok pirim ödeyen, kamusal hizmetlerden daha az yararlanan, muayene, ameliyat ve ilaçta daha fazla katkı payı alınan, refahtan pay almaları kanunla engellenen, emekli ve yaşlılık aylığı bağlama oranları düşürülen bir konuma getirilmiştir. Kısacası emeklilik, Emekliler için ömrünün son döneminde daha çileli ve kahırlı bir yaşam şekline dönmüştür” diyor.
*
Oysa Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki; “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Mazide muktedirken bütün kudretiyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur.”
*
Sadece emekliler örneği, Türkiye’nin gerçeğini gözler önüne seriyor. Bu nedenle iyi insanların ölümü hemen fark ediliyor. Kötüler ise bir gün, kötülükleriyle birlikte anılmamak üzere bu dünyadan çekip gidecekler!

One thought on “Hep önce iyi insanlar ölüyor…

  • Hülya Çolaklar

    Sn.Fikri Sağlar Bakanım,
    Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Gönül Orbey’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
    Merhumeye Allah’tan rahmet dilerim. Ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
    Hep nedense bu dünyadan önce iyi insanlar gitmektedir. Belki de bu dünyanın çirkinliklerini daha fazla yaşamamak mı? Kötülerden önce ♾️ doğru göç ederler.
    Aslında hayat gerçekten çok kısa. Bize yaşarken uzun süre gibi gelmekte..
    Önemli olan bu yaşanası süreyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Zamanı doğru kullanmaktan daha öte bir şey var mıdır?
    Her ne kadar belli bir yaşa ebeynlerimizin aldığı kararları ile birlikte yol alarak yaşamsal sürece devam ediyor olsak bile belli bir olgunluğa yaşa vardığımızda ise kendi seçimlerimizi bizler yapmaktayız. Doğru veya yanlış. Tercihlerimiz bize aittir.
    Her konuda. Eş, iş, meslek, arkadaş… vb.
    Hz.Mevlanın bir sözü aklıma geldi :
    “El sendedir, Dil sende.
    Diken sende, Gül sende.
    Her an imtihandasın;
    Ağlasan da, Gülsen de…”
    Yani hepimiz bir imtihan dünyasındayız.
    Yaşadıklarımız bizim imtihanımız.
    Bize yaşatanların bizlere göstermiş olduğu davranışlar ise kendi sınavlarıdır.
    Duruma bir de manevi – felsefik ve tasavvufi açıdan – olarak baktığımızda ;” Fani dünyanın sefası bir kuru kavga imiş. Gerçeği ile insan olmak.. Her şeyden ala imiş.” Aşık Mahsuni Şerif dizelerinde ne de güzel ifade etmiş.
    Yaşamın içinde dile kolay her şey var.
    Yok yok!
    Bu dünyaya bir kez gelmeye görün..
    Adalet adaletsizlik, huzur huzursuzluk, tokluk açlık, kazanç kaybetme… Vel hasıl her şey biz insanlar için nefes aldığımız sürece…
    1923’te Mustafa Kemal Atatürk’e
    “İşte memleketi kurtardınız. Şimdi ne yapmak istersiniz? sorunu sorarlar. Verdiği cevaba dikkat edelim lütfen!
    ” Maaarif Vekili olarak Milli kültürü yükseltmeğe çalışmak en büyük emelimdir “der.
    Genel itibariyle baktığımızda sizce de doğru bir yaklaşım değil midir?
    Toplumların genel kültür seviyesi yükseldikçe bakış açılarının doğru orantı ile birlikte her konuda yükseleceği muhakkaktır.
    Ki seçimlerimizi bu bakış açısıyla ele aldığımızda ise ister devlet yönetimi isterse herhangi bir konuda aldığımız kararlarda yanılma payımızı en alt seviyede tutarak yaşamsal yolculuğumuzda istikrar sağlarız.
    Sözün kısası makbul misali :
    “TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN TEMELİ KÜLTÜRDÜR”.
    Mustafa Kemal Atatürk –

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0
    0
    Sepetiniz
    Sepetiniz boş Mağazaya Dön